4 Mart 2011 Cuma

Besiktas'in Orta Saha Rotasyonu

1. Tarihce
2. Mevcut Durum
3. Transfer Senaryolari

1. Tarihce
10/11 sezonu basladiginda Besiktas'in orta saha rotasyonunda bulunan oyuncular sunlardi:
    - Guti (José María Gutiérrez Hernández)
    - Fabian Ernst
    - Necip Uysal
    - Onur Bayramoglu
    - Michael Fink
    - Ugur Inceman

Oyuncu bazinda bir kategorizasyon yaparsak Guti, Onur ve Ugur Inceman'in oyun kurucu ozellikleri oldugunu soyleyebiliriz, ozellikle Guti oyun kurucu sinifinda yer alir. 3'lu orta saha yapisinda Fink, Necip ve Ernst bir savunma onu oyuncusunun (holding midfielder) yaninda takima direnc, enerji katacak kisaca git-gel (box-to-box) yapabilecek turde karakterler. Ayrica 2'li orta saha kurgusunda uygun partnerle de (onlibero olmadan) verimli olabilirler. Buna mukabil hicbiri tam anlamiyla bir savunma onu oyuncusu / onlibero (holding midfielder) olarak kabul edilemez. Sezon basi itibariyle Necip'in henuz takima tam girememis olmasi, Fink'in pozisyonun gereklerini karsilama noktasindaki yetersizligi, Ernst'i boyle bir pozisyonun doldurulmasi zorunlulugu hasil oldugunda alternatifsiz kildi. Fink'in 3'lu orta sahada bir ic oyuncusu olarak da verimliligi tartisma konusudur. 2'li duzenekte daha verimli gorunuyor. Dolayisiyla Ernst ve Necip 3'lu orta sahada ic oynama noktasinda daha onde duruyorlardi.

Schuster'in reel rotasyon uygulamasinda Ugur Inceman sans bulamadi ve sezon basi transfer mevsimi kapanmadan takimdan ayrilarak Antalyaspor'a transfer oldu. Bu surecte Aurelio da bir son dakika operasyonuyla kadroya dahil edildi. Takima boylelikle orjinal bir savunma onu oyuncusu / onlibero katilmis oldu. Yeni durum su sekildeydi:
    - Guti (José María Gutiérrez Hernández)
    - Fabian Ernst
    - Mehmet (Marco) Aurelio
    - Necip Uysal
    - Onur Bayramoglu
    - Michael Fink

Fink sakatliklarin yogun yasandigi donem haricinde orta saha rotasyonunda hem onlibero hem de ic oyuncusu olarak kendine yer bulamadi ve devre arasi transfer doneminde kiralik olarak Hannover'e transfer oldu. Aurelio hazir olur olmaz oynamaya basladi. Takimdan ayri kaldigi tek zaman dilimi sakatlandigi periyottu. Onur'a kimi zaman firsatlar geldi, hatta olumlu degerlendirince Kayseri deplasmanina ilk 11'de basladi fakat takimin genel taktigine bagli olarak iyi performans gosteremeyince ve sonrasinda ozellikle yasadigi sakatligin da etkisiyle pek forma sansi bulamadi. Dolayisiyla reel rotasyon uygulamasinda durum soyleydi:
    - Guti (José María Gutiérrez Hernández)
    - Fabian Ernst
    - Mehmet (Marco) Aurelio
    - Necip Uysal
Bir oyun kurucu, 2 steam engine ve bir onlibero. Onur daha cok Guti'ye bir alternatif olarak dusunulebilir.

2. Mevcut Durum
Devre arasi transfer doneminde Fink ayrilirken Valencia'dan Manuel Fernandes kiralik olarak kadroya dahil edildi. Son durum:
    - Guti (José María Gutiérrez Hernández)
    - Fabian Ernst
    - Mehmet (Marco) Aurelio
    - Necip Uysal
    - Manuel Fernandes
    ve
    - Onur Bayramoglu

Fernandes'in su ana kadar oynadigi maclardan edindigim izlenim oyun kurucu vasiflarinin oldugu yonunde. Dolayisiyla rol olarak Guti'nin bir alternatifi olarak dusunulebilir. Pozisyon olarak derinde oynamaktan ziyade bir savunma onu oyuncusunun yaninda daha basarili olabilecegini dusunuyorum. 2'li ve 3'lu orta saha modellerinde ne kadar verimli olabilecegi konusunda elde yeterli veri olmadigindan fikir yurutmek zor. Dolayisiyla 2'li ve 3'lu modellerin bir karsilastirmasini yapmakta su an icin mumkun degil.

Necip ikinci yari itibariyle vites arttirmis gorunuyor. Kendi pozisyonunda Ernst'in arkasindayken su an bas basa durumdalar hatta Schuster'in nezdinde daha onde bile degerlendiriliyor olabilir. Ilk yarida savunma onu oyuncusu olarak dusunulmesi mumkun gorunmuyorken bugun itibariyle kos-kos (gung-ho) oyununda onlibero olarak Aurelio'ya tercih edilmesi gerektigi kanaatindeyim.

Guti 34.5 yasin vermis oldugu fiziksel sikintilarla ugrasiyor. Gerci 6-7 sene once aldigim notlarda da kendisini sahada konumlanma anlaminda pozisyonsuz olarak nitelendirmistim, bugun de ayni sekilde devam ettigini soyleyebilirim. 6, 7 sene oncesinde de kondusyon anlaminda cok iyi degildi, bugun de oyle...

Ernst ilk yarinin degismez orta saha oyuncusuydu, ikinci yari rotasyona girince takimin durumuyla ilintili de olarak memnuniyetsiz bir goruntu ciziyor.

Aurelio bir zamanlar bu topraklarin Makalele rolunu en iyi oynayan oyuncusuydu. Bugun itibariyle ivme kaybetmis gorunuyor, eski gucunde degil, yine de derinde oynayabilme kapasitesi ile taktik acidan onemli bir oyuncu.

Onur su ana kadar takima varligini hissettirebilmis ya da empoze edebilmis degil.

3. Transfer Senaryolari
11/12 sezonu baslangici itibariyle
    - Guti (José María Gutiérrez Hernández): 34.5 yas
    - Fabian Ernst: 32 yas
    - Mehmet (Marco) Aurelio: 33.5 yas
    - Necip Uysal: 20.5 yas
    - Manuel Fernandes: 25.5 yas
    ve
    - Onur Bayramoglu: 21.5 yas

*) Guti'nin "sadece yas durumu" dusunuldugunde onumuzdeki sezon icin geriden oyun kuracak bir personele acil olarak ihtiyac duyuldugu gorulebilir. Fernandes'e ilginc bir sekilde Schuster tarafindan yeterince sans taninmadi. Zorlu maclarda ozellikle baskiya karsi test edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde 8 milyon Euro oldugu soylenen bonservisini almak oldukca riskli olacaktir. Onur her ne kadar ikinci yari siklikla 18'de yer alsa da Fernandes'in transferi daha az sans bulmasina neden oldu. Ayrica oyun olarak da henuz kendisini kabul ettirebilmis degil. Dolayisiyla altyapidan bu bolge icin bir aday gorunmediginden disaridan bir genc oyuncu transferinin yapilmasinin gerekli oldugunu dusunuyorum. Almanya bakmak icin iyi bir pazar ya da yurt icinde yavas yavas isim yapmaya baslayan Altay'in 17 yasindaki oyuncusu Okay Yokuslu bu profile uyuyorsa hemen transfer edilmeli. Buradaki onemli nokta Fernandes'le ilgili tasarruftur. Kalacak mi, gidecek mi yoksa yerine baskasi mi gelecek? Genc oyuncu transferi biraz da bununla iliskilendirilebilir. Fernandes veya muadili bir oyuncu olursa 16-18 yas arasi, olmazsa fizik olarak hazir olmasi kosuluyla 17 yas ve uzeri bir transfer beklenebilir.

*) Ikinci sikintili pozisyon Aurelio'nun oynadigi onlibero mevki. Daha once de ifade ettigimiz gibi Aurelio artik eski keskinliginde degil. Bu pozisyon icin bir oyuncu bakilmasi gerektigini dusunuyorum. Iki secenek gorunuyor:

1. Ilk alternatif her zaman oldugu gibi altyapiya yonelmek. Schuster 2011 TR Kupasi Gaziantep Belediye ikinci macinda Aurelio'yu stopere cekerek aslen stoper kokenli olan Furkan Seker'i onlibero mevkisinde denedi, iyi de bir mac cikardigini soyleyebiliriz. Ayrica Cumali Bisi, Abdurrahman Emir Alagoz vs. gibi oyunculardan soz ediliyor. Dolayisiyla 10/11 sezonu bitene kadar bu oyunculari gormek, yeterliliklerini test etmek iyi olacaktir. Eger isik veren olursa, piyasaya bakmadan yola devam etmek mumkun olabilir, bu surecte Aurelio da kadroda tutulur, gerci orta saha rotasyonu 6, 7 kisiyi bulur ama bir sureligine idare edilebilir. 11/12 devre arasinda yeniden bir degerlendirme yapilir. Oyuncu hazir hale gelmis ve umut vaad ediyorsa Aurelio gozden cikarilabilir.

2. Piyasadan hazir bir oyuncu almak. IBB'den Mahmut Tekdemir, Manisa'dan Yigit Incedemir ilk akla gelenler. En fazla 11/12 devre arasina kadar otelenebilir.

*) Ernst'in pozisyonuna su an icin bir alternatif bakilmasi zaruri degil. Necip var fakat yine de altyapida benzer yapida bir oyuncu gorunmuyorsa piyasadan 16-18 yas araliginda bir oyuncu dusunulebilir. Almanya yine en iyi pazar olarak gorunuyor.

04.03.2011
Bora Sahin

Cenk Tosun

Cenk bu gunlerde attigi goller, GS yerine Antep'i tercih etmesi ve en son olarakta ulusal takimda forma giymeyi kabul etmesiyle bir suredir kamuoyunu mesgul ediyor. TR'de elestirinin, olumlu ve olumsuz anlamda, bir olcusu olmadigindan seviyeli bir degerlendirme yapmak pek mumkun olmuyor.

Asagidaki yorumlar GS ile Antep arasindaki 2 kupa macinin 90 dakika seyredilmesi (Antep'in evinde 3-2 ve deplasmanda 0-0'lik skorlarla turu atlamayi basardigi 2011 TR Kupasi ceyrek final ayagi) ve LigTV'de rastlanilan ozet goruntuler uzerine yapilmaktadir. Dolayisiyla sinirli oldugu unutulmamalidir.

Cenk klasik anlamda 9 numara olarak iyi bir goruntu ciziyor fakat Ingilizce literaturde 'false nine', Turkce'de sahte dokuz olarak adlandirilan rolle ilgili fazla bir done sunmadi. Sahte dokuz rolunun en onemli belirteclerinden link-up play, orta sahaya yanasarak pas orgusune katilma, noktasinda ozellikle ikinci kupa macinda yoklari oynadigini soyleyebiliriz.

Su ana kadar 6 golunu seyretme sansim oldu. 2 GS, 2 Bursa, 2 Eskisehir. Basit bir analiz yaparsak 2 kere topu surerek (Bursa), 2 kere ceza sahasinin on cizgisi civarinda rakibini ekarte ederek (GS ve Eskisehir), 1 kere uzaktan aciyi yakalayarak (Eskisehir), 1 kere de ceza sahasi icinde takiple (GS) bitirdigini goruyoruz. Bursa'ya attigi gollerden ilki savunma arkasina yapilan kosu olarakta kabul edilebilir. Ikinci golu ayni kategoride dusunmek zor, bos alandaki etkinligini gostermesi acisindan onemli.

Gollerin dagilimi uzerinden birseyler soyleyebilmek icin daha cok ornege ihtiyac var ama yine de Cenk'in her iki ayagiyla topa vurmak ve bitirmek noktasinda, gol vurusu, sorunu yok gibi gorunuyor. Her ne kadar takimin genel yapisinin gollerdeki belirleyiciligi onemli olsa da dikkat edilmesi gereken noktalardan bazilari sunlar:
- Yan toplardaki etkinligi
- Pozisyon takibi
- Savunma arkasi kosulari hatta Bursa macindan daha dar ve kisitli bir zamanda gerceklestirilebilenleri

Cenk fiziki yapisina gore agir bir oyuncu sayilmaz ama cok cabuk oldugu da soylenemez. Her iki ayagini kullanabiliyor ve ozellikle de bu yuzden hantal gorunmesine ve/veya top kaybi yapmasina neden olabilecek ayagiyla oynamak yerine ters ayagiyla (sol ayagi) topu bos alana cekebiliyor. Onemli bir arti. Kimi zaman takim arkadaslarina sirti donukte olsa guzel paslar cikardi fakat daha once de ifade ettigimiz gibi orta sahaya yanastigina pek sahit olmadik.

Takibe devam...

04.03.2011
Bora Sahin

25 Şubat 2011 Cuma

Schuster'i tartismanin tam zamani

"Dinamo Kiev - Besiktas : 4-0" Europa League 2. macindan (son 32 takim) sonra artik Schuster'in konumunu tartismak gerekiyor. Hangi sart ve kosullarda gitmesi iyi olur ya da olmaz?

Tabii aslinda ondan once konusulmasi gereken kisi Yildirim Demiroren. Kac yildir Besiktas'i yonetiyor:

04/05. 1. VDB - Riza
05/06. 2. Riza - Tigana
06/07. 3. Tigana
07/08. 4. Saglam
08/09. 5. Saglam - Denizli
09/10. 6. Denizli
10/11. 7. Schuster

4 kere sampiyonluk potasinin icinde yer alinmis, 1 kere sampiyon olunmus, sadece bir sezon ikinci olunabilinmis. Ilk iki ve son yilda sampiyonluk yarisinin yakininda uzaginda dahi bulunulamamis. Sezon baslarken sampiyonluk potasi icinde yer alma ihtimali %57, sampiyon olma sansi da %14. Sampiyon olma sansi itibariyle Besiktas'in lig tarihindeki genel cizgisinden %35-40 daha asagida. Cok basarisiz bir tablo. Bence hemen istifa edip, kulubun onunu acmali fakat yapacagini tahmin etmiyorum, buyuk ihtimal 2012 finansal fair-play kriterleri ile takim Avrupa Kupalarina alinmaz, ustune de kume dusurulurse ancak o zaman mumkun olabilir, yani ayrilmasi icin kulubun basina buyuk bir kaza / bela gelmesi lazim diye dusunuyorum.

4, 5, 6 (07-10) Turk teknik direktorler. Bunun haricinde bir tek Tigana sampiyonluk potasinin icinde yer almayi basarmis, onun da yarim sezon hazirligi oldugu unutulmamali.

Yakin zaman lig tarihine baktigimizda sampiyonluk yasayan teknik direktorler:

02/03. Luce
03/04. Daum
04/05. Daum
05/06. Gerets
06/07. Zico
07/08. Feldkamp, Cevat Guler
08/09. Denizli
09/10. Saglam

Son 2 yilda sampiyonluk kazanan hocalar Turk, bu senede Turk olacak (Gunes, Saglam ya da Kocaman'dan biri). Sota (Kayseri, an itibariyle 4. sirada) bile "bize yabanci" sayilmaz.

TR'de daha once calismayipta geldigi ilk yil basarili olan sadece 2 isim var: Gerets ve Zico. Zico'nun basarisi FB'deki Brezilyali populasyonu ve Daum'un gecmis yillarda oturtmus oldugu duzenek uzerinden aciklanabilir. Gerets doneminde ligi takip etmedigim icin birseyler soylemek zor, yalniz o sezon FB'nin Daum yonetiminde son haftaya onde girmisken sampiyonlugu kaybettigi unutulmamali.

Bugun itibariyle lige baktigimizda, onumuzdeki yillar neyi gosteriyor diye dusunursek, FB ve GS haricinde Trabzon, Bursa, Eskisehir, Kayseri ve Gaziantep'in iddiali bir sekilde geldigi goruluyor. Kayseri (Sota) haric butun takimlar yerli hocalarla calisiyor ve herhangi bir ayrilik yasanmazsa onumuzdeki yil itibariyle kendi takimlarinda ortalama olarak 1'er seneden fazla calismis olacaklar.

Ligin gercekleri, Tigana ornegi, yonetim ve taraftar beklentisi, Schuster'in oyun anlayisi ve 1 seneye yakin surede gosterdikleri goz onune alinirsa nasil bir karar verilmeli? Evet tartismaya baslamanin zamani...

25.02.2011
Bora Sahin

8 Aralık 2010 Çarşamba

Ersan Adem Gulum ve dusunulesi ipuclari

Besiktas'in 2010/2011 sezonu basinda Adanaspor'dan kiraladigi Avustralya cikisli Turk oyuncu Ersan formayi aldigindan beri (6 Lig, 2 Turkiye Kupasi, 2 Avrupa Kupasi) iyi bir performans sergiliyor. Turkiye sinirlari icerisinde yeterince nitelikli savunma oyuncusu yetismedigi icin bir suredir gurbet ellerden gelen oyuncularla aciklar tamamlanmaya calisiliyor, Ersan da eger formalite acisindan bir sikinti yoksa Turk Milli takimini tercih etmis durumda.

Peki acaba Ersan'in duzeyi nedir? Besiktas acisindan dogru yatirim olur mu? Su an itibariyle genel anlamda degerlendirildiginde iyi bir goruntu ciziyor fakat net olarak bir vargiya varmak ve yatirim bedeli uzerinde fikir yurutmek icin henuz erken.

Ersan yeterince ust duzey musabaka oynamamis olabilir ama yas, fizik ve mental olarak rekabete hazir, herhangi bir sikintisi yok, ayrica tecrube kazanmasi icin bu tur maclarda oynatilmak zorunda, yoksa hicbir zaman bahsi gecen tecrubeli oyuncu sifatina ulasamayacaktir. Ozetle en onemli nokta sans bulmaya devam etmesidir, ayrica boylelikle oyuncu hakkinda daha yetkin analizler de yapilabilir. Gorunus itibariyle, herhangi bir sakatlik ve ceza olmazsa Sivok donene kadar Besiktas'ta Ibrahim Toraman'la birlikte savunma tandemini olusturacaklar, sonrasinda Schuster tarafindan nasil bir tasarruf yapilacagina dair ortada henuz net bir veri yok.

Ersan'in iyi ozelliklerini ayrintili bir sekilde tanimlamaktan ziyade simdiye kadar oynadigi maclarda yasadigi sikintilar uzerinde detaylandirma yapilacak. Boylelikle oyununun zayif yanlari ve dolayisiyla gelistirmesi gereken noktalar vurgulanmaya calisilacak.

Iyi ozelliklerini kisaca bir ozetlersek; guclu, fizik yapisina nazaran hareketli, cevik, hantal olmayan, marke ettigi oyuncuya mudahele etmesi gerekirken pozisyonunu terk etmekten cekinmeyen ve bundan rahatsiz olmayan, kisa ve orta mesafede hiz konusunda sikinti yasamayacak, uzun mesafede agir bir goruntu cizmeyen, Turkiye standartlarina gore iyi, Avrupa ortalamasina gore ortalama bir top kontrolu ve pas yetenegi olan, ayrica topla hucuma cikabilen yapida bir oyuncu.

Simdiye kadar oynadigi musabakalarda dikkati ceken noktalar

1. Avrupa Ligi'ndeki deplasmanda oynanan ikinci Porto karsilasmasinda (grubtaki 4. mac) hareketli Falcao (Kolombiya) karsisinda sikintili anlar yasadi. Ligdeki Galatasaray macinda (14. hafta) yerinde durmayan, ele avuca sigmaz Pino karsisinda Falcao'ya benzer problemlerle karsilasti. Yine ayni macta ikinci yarida Pino'nun tek forvet pozisyonuna uzun boylu ve hedef santrafor olarak tanimlanabilecek 'big man' Mehmet Batdal gectiginde daha rahat oynadi. Ligde bir sonraki hafta (15) Bursa ile oynanan karsilasmada Turgay Bahadir gibi yine 'big man' olarak tabir edilebilecek bir oyuncu karsisinda sorun yasamadi. Sivasspor macinda Mehmet Yildiz'a, Genclerbirligi macinda Billy Mehmet'e karsi sergiledigi performanslar da ortada. Soyle bir soruyu rahatlikla sorabiliriz: Acaba Ersan hareketli oyuncular karsisinda zorlaniyor olabilir mi? Falcao da Pino da ilginctir hem kendisinden kucuk ve kisa hem de Kolombiyali. Acaba hem hareketli hem de cusse olarak kendisi ile es deger oyunculara karsi oynadiginda nasil bir performans sergileyecek? Bu acidan Emenike'ye (yazi yazildigi sirada Karabukspor icin oynuyordu) karsi verecegi sinav oldukca onemli bir olcu olacak. Emenike genelde sol stopere yakin pozisyon aliyor, bu noktada Ersan ile yapacaklari hiza, guce ve pozisyon almaya dayali farkli turdeki mucadeleler Ersan ile ilgili onemli ipuclari verebilir.

2. Gerek Avrupa Ligi'nde deplasmanda oynanan ikinci Porto karsilasmasinda (grubtaki 4. mac) gerekse de ligdeki Galatasaray macinda (14. hafta) baski karsisinda iskalar, hatali top kontrolleri ve yanlis paslar seklinde kategorize edilebilecek sorunlar yasadi.

3. Baski olmadigi halde defanstan top cikarirken ciddi olabilecek pas hatalari yaptigina sahit olduk, yine ayni sekilde top karsilarken iskalari oldu. Iskalama konsantrasyon eksikligine, top kaybi oynadigi seviyenin dogru tespit edilememesinden kaynakli asiri guvene baglanabilir. Netice itibariyle, gecen yil Bank Asya Birinci Lig'de oynuyorken, su anda Spor Toto Super Lig'de ve Avrupa Ligi'nde mucadele ediyor.

Yorum: Savunma ileri ciktigi anda yapilan kritik bir top kaybi, ciddi bir pozisyon olarak geri donebilir veyahutta baski karsisinda sakin kalamayip hata yapmak yine ayni sekilde onemli bir pozisyon olarak geri donebilir, o yuzden baski geldiginde veya gelmediginde daha guvenlikli oynamak ve her kosulda sakin kalabilmek gerekiyor. Tecrube eksikliginden kaynaklaniyor olabilir.

4. Ersan'in Lig'deki Konyaspor (13. hafta) macinda Konya'nin 2. golunu attigi sirada ve Avrupa Ligi 5. macinda ilk yarinin sonunda CSKA Sofya'li ileri uc oyuncusuna yapmaya calistigi mudahaleler fazlasiyla "canhiras ve panik halinde". Rakip oyuncunun yapacagi hamle sezilmeden hizla olay mahalline gelinmesi risk tasir, eger hucum eden oyuncu defans oyuncusu mudahele etmeden once topu farkli bir noktaya tasiyabilirse, pozisyon ya penalti ile sonuclanir ya da hucum eden oyuncunun onunun net bir sekilde acilmasi ile.

Yorum: Bu tip pozisyonlarda en onemli ayrinti hucum eden oyuncunun neler yapabileceginin onceden kestirilmesidir. Hucum eden oyuncu ani bir donus yapabilir, topu cekebilir, durabilir... O yuzden hucum eden oyuncuya yakin kalip baska seyler yapabilecegi de kestirilerek hizli bir sekilde tek yone hamle imkani veren tercihler yapilmamalidir. Yine Ersan'in ust duzey rekabetteki tecrube eksikligi bu noktada onemli olabilir. Daha sakin ve sogukkanli kalmak, marke edilen oyuncunun farkli seyler yapabilecegi dusunulerek yakin durup feyk yemeden hamlesine bakilarak karsilik vermek en dogrusu gorunuyor. Ersan kisa surede tepki verebilecek hamleli bir oyuncu, o yuzden final hareketi gelene kadar yakin durmasi hem diger oyuncuyu sinirlendirecek hem de en dogru tercihi yapmasina yardimci olacaktir.

Ozet ve Sonuclar

Terazinin iki kutbunu olusturan pozisyon bilgisine dayali savunma ile mucadele gucune dayali savunma ekseninde Ersan'in ikincisine daha yakin durdugu soylenebilir. Hacimli oyunculara karsi basarili mudaheleleri varken, hareketli ve kucuk oyunculara karsi sikintilar yasadigi goruldu. Hacimli oyunculara karsi seviye tespiti yapmak acisindan Emenike ile kapismalari onemli. Kucuk ve hareketli oyunculara karsi da final hareketi gelene kadar-trick'ler, donusler vs.- surekli hucumcuya yakin durmasi gerektigi gibi mumkun mertebe de ayakta kalmali. Gokhan Gonul gibi hucum eden oyuncunun yapabilecegi ikinci hamleyi sezen bir yapida gorunmedi. Bu da Ersan'in bireysel savunma akli -rakip oyuncunun ozelliklerine gore pozisyon almak ve hamle yapmak- ile degil fizik avantaji ile oynadigina dair bir izlenim veriyor. Netice itibariyle mucadele gucune dayali olarak on plana cikan bir goruntu cizdiginden bireysel savunma taktigini mutlaka gelistirmesi gerekli.

Pozisyon bilgisi konusunda yerel savunmacilar kadar sikintili gorunmedi fakat bir uzman oldugu da iddia edilemez. Yaninda Ersan'a mihenk tasi olabilecek, pozisyon bilgisi cok iyi olan, tecrubeli ve mumkunse cabuk bir oyuncu ile oynamak Ersan acisindan cok faydali olabilir.

Gelistirmesi gereken noktalar; birinci planda guvenlikli oynamak, ikinci planda bireysel savunma taktiginin gelistirilmesi, ucuncu planda toplam defansif futbol akli. Ilk ikisinde gelisme saglayabilirse Besiktas'in onumuzdeki yillarda banko stoperi olabilir, saglayamazsa ilk 11'e uzun vadede garanti sekilde yerlesmesi kolay degil. Ucuncu nokta surekli oynamak, bir onceki paragrafta bahsi gecen mihenk tasi olabilecek bir partnerle birliktelik sonrasinda ortaya cikmasi muhtemel bir durum.

Sureci yakindan takip etmeye devam edecegiz, bakalim ongorulerimiz ne oranda dogru cikacak...

08.12.2010
Bora Sahin

28 Kasım 2010 Pazar

GS-BJK Mac Oncesi

Guncel toplara pek girmeyecegiz demistik ama uzun bir zamandan sonra Besiktas'in maclarini ilk defa bu kadar siki takip ettigimizden her ne kadar GS'nin tek bir macini dahi 90 dakika seyredemesek de kendimizce degerli ama aslinda afaki olan yorumlarda bulunalim diye dusunduk!..

18 kisilik kadro tahminleri

Henuz 18 kisilik kadrolar duyurulmadi fakat Besiktas ozelinde 16 kisinin sunlar olacagini tahmin ediyorum: Cenk, Hakan, Hilbert, Toraman, Ersan, Uzulmez, Tabata, Aurelio, Ernst, Holosko, Guti, Nobre, Ismail, Necip, Fink, Zapo. Kalan 2 kisilik kontenjan icin Ridvan, Yusuf, Erhan Guven, Fatih Tekke ve Ali Kucik yarisiyor gorunuyor. Schuster'in Toraman'i bek olarak dusunmediginden, Hilbert'i onde kullanabilme fikri ve Ridvan'in henuz yeterli olmadigini tahmin ettigim performansi nedeniyle Erhan Guven'i 18 kisilik kadroya dahil edecegini, kalan tek kisilik kontenjan icin de ya Ali Kucik ya da Fatih Tekke'yi secegini tahmin ediyorum.

GS'de Baros'un 18 kisilik kadroda olacagini hatta belki ilk 11 baslayabilecegini varsaymaktayim. Arda Turan ilk 11'de olmasa da bir ihtimal isler beklendigi gibi gitmezse B plani olarak kulubede tutulabilir. Ayni durum yine Baros icin de gecerli.

Istatistikler

GS Hagi yonetiminde ligde oynadigi 5 macta 2 gol atip 5 gol yemis; 1 galibiyet, 2 yenilgi ve 2 beraberligi var; iki macta gol yememeyi basarmis, 4 macta ise gol atamamis. Ayni periyotta Besiktas 7 gol atip 5 gol yemis; 2 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgisi var; 1 macta gol yememeyi basarmis, 1 macta ise gol atamamis. Iki takim arasindaki puan farki 4. GS 13. hafta itibariyle ondeki takimlardan (Trabzon, Bursa, Kayseri, FB, BJK) toplam 46, BJK ise 26 puan geride. 14. haftada simdiye kadar oynanan ve FB ile Trabzon'un galibiyetiyle biten karsilasmalari da buna eklersek, GS icin 52, BJK icin 32 puanlik bir fark karsimiza cikiyor.

GS bu surecte ilk golu attigi Antalya macini kazanmayi basarmis; ilk golu yedigi maclari ise kaybetmis, biri evinde Manisa'ya karsi, digeri de 75. dakikaya kadar 0-0 goturdugu Trabzon deplasmani, her ikisini de 2-0 kaybetmis; gol yemedigi FB ve Kayseri deplasmanlarini ise berabere bitirmis. Besiktas'sa ilk golu attigi 2 karsilasmayi, Sivas ve Genclerbilirgi, kazanmis; ilk golu yedigi maclardan evindeki Kasimpasa ve Konya maclarini berabere bitirmis, deplasmandaki Kayseri macini ise gol atamadan 1-0 yenik kapatmis; gol yemedigi tek karsilasma Genclerbirligi deplasmani.

Tahmini Stratejiler

Oyun yapilarini, Besiktas adina hucumdaki sikintilari, sakatliklari vs. goz onunde bulundurursak, GS, evinde one gectigi takdirde kolay kolay gol yemeyecek gibi gorunuyor. Ayni seyi Besiktas icin soyleyebilir miyiz? Iki takimda nihayetinde ayni sayida gol yemis, GS'nin ilk golu yedigi zaman ki performansi ortada, dolayisiyla Besiktas da ilk golu attigi takdirde beraberlik golunu kolay kolay yemeyecek gibi gorunuyor ama gecmis GS deplasmanlarindaki basarisizligi, Baros ve dusuk bir ihtimal de olsa Arda gibi B planinin varligi, Besiktas'in yedigi gol sayisini bir kenara birakip takim savunmasi ve defans oyuncularinin yapisi goz onune alindiginda GS'ye gore ilk golu koruyamama olasiligi az da olsa daha yuksek gorunuyor.

Hagi nasil bir strateji takip edebilir? Mutlaka kazanmak zorunda fakat ilk golu attigi takdirde zor yiyecegi varsayimi, kendi sahasinda oynama avantajinin Schuster'in savunma hattini gorece ileriye kuracagi tahmini ile birlesmesinin Pino faktoru uzerinde yaratacagi muhtemel olumlu etki ilk planda hata kovalar bir oyun formati secmesine neden olabilir. Baros ve eger olursa Arda kulubede olacaktir. Oyunun ilerleyen bolumunde B plani olarak dahil olabilirler. Hagi'nin aklinin bir diger kosesinde ozellikle Arda'nin donusu ve onundeki 3 haftada gorece kolay maclar oldugundan oncelikle kazanmaktan ziyade kaybetmemeyi isteyecektir, bu yuzden de atak baslamak yerine temkinli baslayacagini tahmin ediyorum. Ikinci bir ihtimal, Arda'nin saglikli olup kulubede olmasi durumunda, atak ile kontraatak arasinda bir yerde olabilir. Defans guvenligini elden birakmadan Baros ile baslayip kimi zaman onde baski uygulayabilir. Bu durumda Arda isler yolunda gitmediginde B plani olarak devreye girer. Sadece Baros oynayabilecekse, kulubedeki B plani eksikliginden dolayi boyle bir tercih oldukca riskli olacaktir. Netice itibariyle Hagi'nin su anda kaybedecegi birsey yok fakat su ana kadar verdigi izlenim risk almak yonunde degil.

Besiktas'a gelirsek, Schuster'in nasil bir strateji takip edecegini ongormek kolay degil, o yuzden bizce takip edilmesi gereken yol hakkinda yorum yapmayi tercih ediyoruz. Q7 ve Bobo'nun sakatligindan sonra Besiktas takiminda acik oyunda (open play) gol atabilecek pek bir oyuncu kalmadi, zaten oncesinde de sikintilar vardi. Su anda oynayabilecek oyuncularin icerisinde skor yapmaya en yakin isim Holosko gibi duruyor, dolayisiyla bu oyuncunun dogru kullanimi cok onemli. Ikinci skor opsiyonu onde pozisyon alan Guti olabilir. GS'nin Baros ve dusuk bir ihtimal Arda'nin da gelmesiyle skor opsiyonlari artmis olsa da bu oyuncularin yedek kulubesinde olma olasilikleri ve uzun suren sakatliklardan yeni cikmalarindan dolayi, GS'nin uretkenlik noktasinda gecmis maclardaki performansini devam ettirecegi seklinde bir ongorumuz var. Tabii Besiktas'in da rakibi kisir kalmaya zorlamasi gerekiyor. Iki sekilde olabilir: Bir, insiyatif alip surekli forse eder; iki, defansif pozisyon alarak rakibin yapacagi hatalari kovalar. Schuster ilkini uygulamaya calisiyor, fakat Bobo ve Q7 gibi takimin en onemli iki hucum silahinin olmadigi bir gunde GS'nin muhtemel temkinli yaklasimina karsilik, oyun insiyatifini mevcut oyuncularla ele alip, defans hattini ileri cikarmak dogru bir yaklasim olarak gorunmuyor; onun yerine macin basinda defansif bir pozisyon alip, rakibin hatalarini kovalar sekilde oynamak kagit ustunde daha makul, nihayetinde GS takimi oyunun ilerleyen bolumunde daha fazla risk almaya baslayacaktir, o ana kadar oyunu en kotu berabere goturmek macin Besiktas'a daha cok yaklasmasi demektir. Defansif pozisyon almakla surekli olarak savunmada beklenmesi ayni sey degil, oyun kontrolunun ele alindigi periyotlarda savunma goreceli olarak ileri cikarilabilir.

Olasi taktik senaryolar

GS'nin; bir oyuncunun (Cana ya da Baris) Guti'ye yakin oldugu, Ayhan'in deep lying playmaker olarak oyun kurdugu, Sabri'nin sagdan sizmalarina ve sok preslerine dayali bir orta saha kurgusu ile oynayacagini varsayiyoruz.

Besiktas adina en onemli konu orta sahadaki formatin ne olacagi? Iki yaklasim var. Birincisi, ayni gecmis maclarda oldugu gibi, sarkik orta saha uzerinden uzerinden Guti ile oyunun yonlendirilmesi, bu durumda GS'de Guti'yi takip eden oyuncunun one dogru cikmasi gerekir. Guti genelde kendi takimina gore sag ic bolgesinde pozisyon aliyor, Cana'nin oynadiginda ileri cikmak zorunda olmasi, hatta kendi takimina gore sol tarafta pozisyon almasi 'comfort zone'undan ayrilmasini gerektirecek, rahatsizlik verebilir. Bu durumda Baris Ozbek tercihi kagit uzerinde daha gecerli gorunuyor. Ayrica Baris ve Sabri ile GS'nin orta sahada daha fazla top kazanma sansi olabilir. Diger bolgeye gelirsek, Sabri Besiktas'in sol icinde oynayan oyuncuyu takip edebilir fakat Guti'ye yardim presi getirmek, Besiktas orta sahasinin sol ic oyuncusunun performansina ve pozisyon alisina bagli olarak pek mumkun olmayabilir. Ikinci kurgusal tercih; Aurelio, Ernst, Necip uclusunun ikisinden olusan 'double pivot' tercihi. Boyle bir durumda Guti daha onde pozisyon alabilir, ayrica 'two banks of four / ikiz dortlu bloga' yaklasilabilmesi ancak bu sekilde mumkun. Boyle bir orta saha formatinda Cana 'comfort zone'unda daha cok kalabilecegi icin Baris yerine daha uygun bir isim olarak gorunuyor. Diger bir onemli konu Besiktas ileri ucunda kimin gorev yapacagi! Nobre'nin oynayacagi yonunde bir ongorumuz var. Ikili blok, onlerinde Guti ve Guti'yi koruyan, Ayhan'i takip ederek oyun kurmasini engelleyen bir Nobre profili bekliyoruz. Besiktas insiyatif alarak oynamak istediginde gecmis maclarda ileri uc oyunculari gereginden fazla sayida top kaybi yaptilar, bugun de degisen pek birsey olmayacaktir. GS'de Sabri ve Ayhan disinda (belki Baris?) orta sahadan gelecek kosucular yok. Rakibin oyuncu tercihlerine bagli olarak Guti'nin biraz daha ileride ya da derinde ama genelde 'double pivot / ikili blogun' onunde pozisyon almasi, ikili blogun bir oyuncusunun duruma gore Guti'ye yakinlasmasi bu mac icin en ideal kurgu olarak gorunuyor. Nobre'nin de geriye dogru yanasmasi ile orta sahada kimi zaman 4 kisilik bir blok olusur. Ayrica defans hattinin Pino'ya atilan savunma arkasi toplara alan birakmayacak sekilde yerlesmesi durumunda Besiktas'in pozisyon vermek noktasinda buyuk bir sikinti yasamayacagi yonunde bir tahminimiz var.

GS'nin; on alanda sagda Elano, solda Kewell, ortada Pino ile baslayacagini varsayiyoruz.

Besiktas adina yukaridaki orta saha kurgusunu goz onune alirsak kanatlara yakin, ileride pozisyon alan suratli oyuncular kullanmak, Guti uzerinden sekillenen derin toplari kovalamak adina en dogru tercih gibi gorunuyor. Su an mevcut kadroda Schuster tarafindan gorevlendirilebilecek iki oyuncu var: Holosko ve Hilbert. Bir de kadroya alinirsa Ali Kucik olabilir. GS'nin beklerinden Ali Turan (sagbek) stoper kokenli bir oyuncu, hucum aksiyonlari kismen sinirli, o yuzden o bolgede oynayan oyuncu kimi zaman takip yapmayabilir, boyle bir feragat mumkun. Solbekte degerlendirilebilecek Hakan Balta veya Insua hucum anlaminda daha tehlikeli oyuncular, o yuzden o bolgeye surekli onlem getirmek daha uygun gorunuyor. Her ne kadar Holosko solda sag tarafa gore oldukca etkisiz bir performans gosterse de skor potansiyelinin daha yuksek olmasindan ve ayrica Ali Turan'i surekli takip etmek zorunda olmamasindan dolayi en ucta kimi zaman bekle stoper arasinda bir yerlerde pozisyon alarak derin toplar kovalamasi en uygun secenek olarak gorunuyor. Sag onde Hilbert tercih edilebilir. GS'nin sol bekini takip eder, Holosko geriye geldiginde onde kalarak kontraatak pozisyonu kovalar, gerekirse iceriye de yanasir. Bu durumda Toraman sagbek, Zapo ise Ersan'in partneri olur.

Besiktas adina solbek tercihine gelirsek, Elano orta saha karakterli bir oyuncu, bekini gecip cizgiye inmek yerine ic bolgelere dogru kaymayi tercih edecektir. Dolayisiyla karsisinda Ibrahim Uzulmez'i gorevlendirmek verimli olmayabilir; cunku Uzulmez kendisini gecmek isteyen bir oyuncu ile mucadele etmeyecek. Elano'nun sizmalarinin nasil takip edilecegi onemli bir konu! Orta saha tarafindan mi yoksa solbek tarafindan mi? Orta saha tarafindan takip edilmesi daha uygun gorunuyor, pozisyon itibariyle 'double pivot'un solunda oynayan oyuncu Elano'nun sizmalarini takip edebilir. Benzer sekilde Sabri'nin saga dogru yaptigi sizmalar oyuncunun yapisi geregi solbek tarafindan kontrol edilebilir. Uzulmez yerine Ismail'in bekte tercih edilmesi, paragraf basinda tanimladigimiz Elano'nun oyun tarzindan dolayi, bireysel savunma anlaminda bir sikinti yaratmayacaktir; buna mukabil Ismail'in enerjisi, orta saha karakteri, hucumdaki etkinligi, arkasina bir oyuncunun kacma olasiliginin dusuklugunden dolayi ilk topa baski ozelliginin getirecegi ekstra avantaj gibi nedenlerden dolayi tercih edilmesi gerektigi kaantindeyiz. Eger sagda Elano yerine Pino oynayacaksa Uzulmez tercihi goreceli olarak anlasilabilir. Sagbek (Toraman) ve solbekin (Ismail) pozisyon alisinda asimetrik bir durum soz konusu. Toraman geride kalir, Ismail ise surekli olarak on tarafi forse eder, hatta kimi zaman Elano iceriye kacacagi icin savunmayi sikabilir, Sabri'nin sizmalarina set cekebilmek icin orta sahaya gelir. Toraman geride kalacagi icin Aurelio'nun savunmanin ortasina girerek ucleyen oyun tarzina defansif anlamda bu taktiksel formasyonda yer yok. Bu yuzden Aurelio yerine Necip de tercih edilebilir. Dizilisi formule edersek:

..............................Cenk..............................
........................Zapo.....Ersan......................
...Toraman...................................................
...........................................................Ismail
......................Ernst..........Necip...................
................................Guti..............................
...Hilbert..........Nobre...................................
...............................................Holosko.........

Olasi oyuncu degisiklikleri

- Sabri'nin sagbeke cekilmesi durumunda Ali Turan gibi bos birakilmasi mumkun olmaz. Bir onlem gerekir.

- Pino sag kanada gelirse Uzulmez degisikligi beklenebilir.

- One gecme durumu olursa ikinci yarinin ortalarindan sonra Guti yerine daha mucadeleci bir orta saha oyuncusu alinabilir.

- Ali Kucik ya da Fatih degisiklikleri beklenebilir.

27.11.2010
Bora Sahin

Dun aksam kaleme almistim ama ancak simdi yayinlamak mumkun oldu. Bakalim 45 dakika sonra baslayacak mucadele ne gosterecek!

27 Kasım 2010 Cumartesi

Bir Taktik İki Sonuç

BJK-GS, Beşiktaş'ın sezonun ilk yarısındaki Fenerbahçe maçından sonra gelişim gösterdiği görülen 'savunma merkezli oyun stratejisinin' hangi düzeye geldiğini test etmek açısından önemli bir sınav oldu.

Maç öncesinde Beşiktaş adına iki bölgede sıkıntı olabileceğini varsaymaktaydım: Kale ve sağ kanat; dışarıdan aldığımız görüntüye göreyse Daum için sadece bir tanesi geçerliydi: Sağ kanat. Khlestsov'un oynayabileceği yönünde bir öngörüm vardı, Daum Erman Güraçar'ı oynatmayı tercih etti. Kalede ise Daum'un gözünde Thomas Myhre'nin Asper önündeki önceliği devam ediyordu.

Üçlü savunmada, Ahmet Yıldırım ile Ali Eren Beşerler'in yerlerinin değiştirilmesi taktiksel anlamda maçın Beşiktaş adına kaybedilmesinde kilit rol oynamıştır. Sonuçları:
1. Ali Eren üçlü savunmanın sağında, Ahmet Yıldırım da solunda oynamaya alıştığı için terse geçmeleri pozisyon hataları yapmalarına neden oldu. Örnek olarak, Galatasaray'ın golü attığı pozisyonda Ali Eren'in Fleurquin'i bloke etmesi gerekirken yerini kaybetmesi verilebilir.
2. Ali Eren–Ahmet Yıldırım ikilisi pres karşısında bilinçli top kullanamadılar. Ahmet Yıldırım sol ayaklı ve görece olarak ağır olarak nitelendirilebilecek bir yapıya sahip; pres geldiğinde; sağına yönelmek zorunda kalması, zayıf olan sağ ayağıyla topu yeterince iyi kullanamaması; soluna yönelmek zorunda kalması her ne kadar kuvvetli ayağıyla topu kullanma şansı verse de daha fazla açık alana çıkmak sonucunu getirdiğinden daha fazla noktadan baskı yemesini ve pas kanallarının iyi kapatılması ağırlığı ile birleşince avantajın dezavantaja dönüşmesine neden olmuştur; yani Ahmet Yıldırım kanalından iyi top çıkmadığı gibi kimi zaman defansın hazırlıksız yakalanması ile neticelenen kritik top kayıpları yaşanması ile sonuçlanmıştır. Keza Ali Eren de iyi top kullanabilen bir oyuncu değil, bir de üstüne baskı yediğinde, Beşiktaş'ın savunmadan bilinçli top çıkarma sayısı oldukça azaldı. Örnek olarak, golün olduğu pozisyonun öncesinde Ali Eren'in yaptığı top kaybı verilebilir.

Özetlersek, zoru gören oyuncular hatadan kaçınmak için sürekli uzun top oynamaya başladılar. Bir başka yönden parabolik bir etkiden de söz edilebilir. Savunmadan iyi top çıkmayınca rakip oyunu daha çok forse etmeye ve gol girişimi yapmaya başladı, neticesinde yine geriden top çıkarmak zorunda kalındı; bu sürecin sonunda top alabilmek icin Tümer Metin daha sık geriye geldi, baskıyı top kaybı yapmadan aşmayı başardığında ise ileride çoğalmak noktasında sorunlar oluştu. Ayrıca adam paylaşımının bir türlü oyunu dengeleyecek kadar kotarılamaması, kaymaların başarısızlığı -pozisyonunu kaybeden oyuncunun yerinin diğerleri tarafından doğru bir şekilde doldurulamaması-, kimi zaman top kapmak adına fazla adamla yapılan baskının netice vermeyerek boşta Galatasaray'lı oyuncuların kalmasına  sebebiyet vermesi; bütün bunların sonucunda rakibin etkin pas trafiği bir türlü kırılamadı.

Daum'un oyuncuların istihdam bölgelerinde yaptığı 'anlamsız' değişiklik, Galatasaray'a normal oyununu oynama noktasında önemli katkılarda bulunmuştur. Galatasaray'ın maçı hakkıyla kazandığı, Beşiktaş'ınsa iyi mücadele ettiği söylenebilir.

10.03.2002
Bora Şahin

09.03.2002 tarihindeki kritik mac sonrasi bunlari yazmisiz. Soyle bir hafizamizi tazelersek, 26. hafta karsilasmasi, bir onceki hafta yenilen GS'la ayni puanda fakat averajla lideriz, FB'nin ise 1 puan onundeyiz; bir anlamda ligin kirilma maclarindan biri. Daum'un sapkadan tavsan cikarmasi yuzunden sikintilar yasamisiz. Netice itibariyle, Ahmet Yildirim-Ali Eren pozisyonu degisimi olmasa ve bu oyuncular ideal yerlerinde oynasa da yenilebilirdik; fakat boylesine onemli bir macta daha once denenmemis bir seyi denemek acikcasi cok luzumsuz bir isti. Boyle bir uygulamayi daha sonra hic gormedik! Simdiden geriye baktigimizda o sezonun Besiktas adina kirilma noktasinin bu mac oldugu soylenebilir. Sonrasinda GS 7 galibiyet, 1 beraberlik aliyor. 31. haftada alinan FB maglubiyetinden once rakiplerle aradaki toplam puan farki 7 (5-GS- + 2-FB-), sonrasinda 13 oluyor ve is bitiyor.

Yarin yine Ali Sami Yen'de kritik bir GS macina cikacagiz. Simdiye kadar Schuster'den bir iki tavsan denemesi gorsekte(!) sakatliklarin coklugunda bu macta boyle bir uygulamaya basvuracagini sanmiyorum! Gerci bazi oyuncu tercihleri, mesela Erhan Guven gibi, bu baglamda degerlendirilebilir(!) mi?

25 Kasım 2010 Perşembe

Anlayışlar Çarpışması: Milli Takım'ın Çelişkisi

Ekvator-Türkiye, oyun anlayışının "oyun bozan"dan "oyun kuran"a dönüşünün izlerinin belirgin olarak fark edilebildiği bir müsabaka oldu; fakat bu evrilme acaba milli takımı beklenen noktaya taşıyabilecek mi?

96 Avrupa Şampiyonası baz alınırsa, milli takımda, insiyatif almaktan ziyade öncelikli olarak rakibi bozmaya yönelik, kısaca "oyun bozan" olarak tanımlanabilecek bir anlayış hakimdi. Mustafa Denizli dönemi ise, her ne kadar 2002 Avrupa Şampiyonasında çeyrek finale ulaşılmış olsa da GS gerçeğinin (2000 UEFA Şampiyonluğu) milli takıma yeterince enjekte edilememesinden dolayı oyun anlayışı bağlamında geçmişten gelen yapının devamı şeklinde cereyan etmişti; bir başka deyişle Denizli döneminde sahanın içi yani futbolun üretim güçleri gerekli değişikliği yapamamıştı. Şenol Güneş dönemi ise artık bazı değişikliklerin kaçınılmaz olduğu, şartların olgunlaştığı bir periyot. Ekvator maçı; bu arkaplan ışığında, milli takımın sürekli olarak insiyatif almaya çalıştığı, buna mukabil gol pozisyonu üretmek noktasında kayda değer niceliksel artış sağlayamadığı bir müsabaka olarak değerlendirilebilir.

Gidilmek istenen yol ile realite arasındaki farklar / farklılıklar ve bunların çözülmesi yolunda gündeme gelebilecek muhtelif alternatifler aşağıda detaylandırılacaktır.

Oyun anlayışı. Daha net bir sekilde tanımlanmasına ihtiyaç var. Tamamen kademeli pres mi baskın olacak? Yoksa pres ve baskının biraz azaltılarak daha etkin bir konuma yükseltilen teknik ve beceriyle harmanlandığı bir oyun anlayışı mı? Belki de ilk iki opsiyonun maça göre ya da maç içinde değişkenlik göstermesi tercih edilecek? Kişisel olarak her ikisini de uygulamak noktasında, bazı sıkıntıların ve özellikle ilgili oyun anlayışlarının isterlerini karşılayabilecek oyuncu eksiklikleri olduğunu düşünüyorum.

Defans. Ülkenin bir gerçeği olarak üçlü savunma dörtlü savunmaya göre daha bir başarıyla realize ediliyor. Tandemde mücadele gücü konusunda bir sıkıntı olmasa da Ümit Özat'ın bu bölgede oynamayı tam olarak becerememesinden dolayı aklın eksikliğinin hissedildiği söylenebilir. Dörtlü savunmada ikinci sorun bölgesi ise ön libero. Tugay Kerimoğlu oynadığında, topu çok iyi kullanmayı başarıyor fakat aynı zamanda savunma ile bütünleşmek noktasında  sıkıntıda; bunun bir diğer sonucu takımın toplam pres gücünde bir azalmaya işaret etmesi, işte durum tam da bu noktadan değerlendirilirse Suat Kaya'nın eksikliği hissediliyor denebilir.

Kanatlar. Dörtlü savunmanın avantajı kanatlardan daha iyi organize olunma ihtimali. Hem kanat / çizgi (Hasan Şaş, Nihat Kahveci, Ümit Davala) hem de orta saha karakterli (Ergün Penbe, Emre Belözoğlu, Okan Buruk) kenar oyuncuları mevcut. Üçlü savunma anlayışında kanat organizasyonları daha sıkıntılı. Sol kulvarda Abdullah Ercan özellikle hücumda sonuç üretebilecek türde bir oyuncu değil. Hakan Ünsal birinci tercih olmalı. Sağ kanatta formda bir Hakan Ünsal'ın yaptıklarını tek başına yapabilecek net bir oyuncu yok. En ideali Ümit Davala görünüyor.

Orta saha ve forvet. Orta sahadan hücuma destek konusunda özellikle Sergen Yalçın'ın sakatlanmasından sonra Yıldıray Baştürk rakipsiz durumda. Forvette, modern futbolun yıldız hücum oyuncularında gerektirdiği güce ve enerjiye sahip, savunmanın arkasına atılacak derin topları kovalayıp sonuca bağlayabilecek ve ayrıca yine günümüz modern futbolunun gerektirdiği iyi şut atma tekniğine sahip olan İlhan Mansız'ın Hakan Şükür ile olan entegrasyonuna gayret gösterilmeli.

02.03.2002
Bora Şahin

12.02.2002 tarihinde oynanan bu maci 1-0 kaybetmisiz. Ardindan gelen 2002 Dunya Kupasinda 3. olmayi basardik. Oyun anlayisi problemini 2. secenegi, "pres ve baskının biraz azaltılarak daha etkin bir konuma yükseltilen teknik ve beceriyle harmanlandığı bir oyun anlayışı", secerek astigimiz kanaatindeyim; ozellikle gruptan ciktiktan sonra. Italya ile 20.11.2002 tarihinde Italya'da oynadigimiz ve 1-1 biten ozel mac belki de bu oyun anlayisinin doruk noktasi idi. Bunu saglayan oyuncularin basinda da Tugay Kerimoglu geliyor, kaosa organizasyon getiren ve onu organize kaos yapan! Tekrar tekrar vurgulamis gibi oluyoruz ama gercekten takimin kilit ismiydi, milli takimi biraktigindan beri organizasyon sorununu hala tam olarak cozemedigimizi dusunuyorum.

Uclu, dortlu savunma problemi turnuvanin basinda sikinti yaratmaya devam etti. Japonya maciyla beraber Alpay Ozalan-Bulent Korkmaz ikilisini bulduk ve o tarihten beri ulusal takim bir daha uclu savunma oynamadi. Ne yazik ki bu iki oyuncudan sonra tandemde belirli bir duzeyde oynamayi basaran tek isim Emre Asik oldu. 2010 yilina kadar da duzeyi tartisilabilir olmakla birlikte Servet Cetin'in disinda istikrarli bir ikinci oyuncu cikaramadik.