Futbol uzerine ilk yazi calismamin basligi bu sekilde, bundan tam 8 yil 10 ay 21 gun once kaleme alinmis. Yaziyi tumuyle yayinlamak pek mumkun gorunmuyor, bir makaleden daha cok derlemeyi andirir tarzda. O yuzden gunumuzde hala gecerli olabilecek noktalari bugunku durum ile iliskilendirerek ifade etmek en dogrusu gorunuyor.
Once biraz arkaplani aydinlatalim... 2001-2002 sezonunun ilk yarisi tamamlanmis. Besiktas lider GS'nin 3 puan gerisinde, ucuncu FB'nin ise 2 puan onunde 36 puanla lig ikincisi konumunda. Takim kendi sahasinda son haftada aldigi 3-1'lik Gaziantep galibiyeti ile hem ikinci siraya tirmanmis hem de moral olarak tavan yapmis. Ayrica Ibrahim Uzulmez bu macta belki de kendi adina kulup tarihindeki en guzel golunu atmis, onemli bir ayrinti :) Lucescu'nun GS'nin basindaki ikinci senesi. FB 2-1'lik Diyarbakir maglubiyeti uzerine Denizli ile yollarini ayirmis, yerine Werner Lorant'i getirmis. Besiktas'i ise Daum calistiriyor.
Derleme icerisinde bulunan gorusler "bold" ile gosterilecektir.
Ilk olarak o donem gorsel ve yazili medyada tartisilan "kadro kalitesi" ile ilgili bir iki kelam etmisim. "Beşiktaş’ın bir anda şampiyonluk potasına güçlü bir şekilde girmesi kadronun yetersiz olduğu yönünde görüş belirten bazı yazarların fikirlerini değiştirmiş görünüyor, evvelden “yeterlidir” diyenler ise görüşlerinin reelde karşılık bulması üzerine daha sık dillendirmeye başlar oldular, karşıt kamptan bir grup kesim ise hala transfer şart, iki üç takviye lazım gibisinden yuvarlak laflar etmeye devam ediyorlar." Bunun uzerine soyle bir yorum yapmisim. "Beşiktaş'ın kadrosu, şu an Tamer’in de ikinci yarı için hazır olacağını ve çok önemli sakatlıklar yaşanmayacağını varsayarsak, Türkiye Ligi’ni bir mevkisi dışında götürebilecek düzeyde. Bu mevki Ahmet Yıldırım’ın oynadığı tandemin solu. Sebebi de alternatifinin olmaması. Mesela Ronaldo'nun (tandemin sağı) yerine daha kolay alternatif üretebilirken, Ahmet Yıldırım'ın (tandemin solu) yerine koyabilecegi ve/veya en azından yeterli verim alabileceği bir oyuncusu şu an için yok görünüyor."
Antep macinda Ahmet Yildirim olmayinca Daum dortlu savunmadan uclu savunmaya donmus. Bunun uzerine soyle bir elestiri getirmisim: "Bu yansımasını (Ahmet Yıldırım'ın olmaması) Daum’da bulmuş olmalı ki Gaziantep maçında üçlü savunma anlayışına döndü. Ahmet Yıldırım'ın yerine Khlestsov’u tercih ederek dörtlü savunmayı değiştirmeyebilirdi. Gerekçe olarak da dörtlü savunma ile üçlü savunma arasında aşağıda açıklayacağım nedenlerden dolayı geçişlerin olmaması gerektiği yönündeki kanaatim ve Khlestsov'un böyle bir görevi üstlenebilecek bir profil çizmiş olması. (Bakınız -> Üçlü savunmanın solunda Barcelona'ya karşı oynadığı başarılı oyun) Bu durumda sağ kanatta oluşacak boşluk Tümer ile dolduralabilirdi."
Soyle bir hafizamizi tazelersek o donemde TR liginde dortlu savunma oynayan cok az takim vardi. Hatta BJK'nin gecislerini disarida birakirsak, sadece GS'nin oynadigini hatirliyorum diyebilirim, Popescu'nun ayrilmasi uzerine Emre-Bulent ikilisini olusturmuslardi, Emre'nin de sadece adam adama markaj yapabilen bir oyuncudan gercek bir savunma oyuncusuna donusumu o surecte gerceklesmisti. "Kadro içinde bu mevkide (Ahmet Yıldırım'ın yerine) oynayabilecek en makul oyuncuyu seçmekdeki inat takımların artık "savunma merkezli" oynaması. Orta sahada 4'lü olmuş, 3'lü olmuş, çift ön libero oynamış... Bunlar o antrenörün elindeki oyuncu malzemesi izin veriyorsa rakip takım ve kendi takımını karşılaştırarak herhangi birine karar verebileceği alternatifler. Ama bir oyuncu yok diye savunma anlayışını tümüyle değiştirmek yapılmaması gereken birşey. Tümüyle oturtabilmek için maç kaybetmek pahasına daha sonra sizi şampiyonluklara götürebilecek bir seçeneği seçmek hedefli teknik adamların gitmesi gereken yoldur. Kaldı ki Gaziantep böylesine köklü bir değişiklik yapılmasını gerektirecek kadar tehditkar görünmüyordu."
O siralar Avrupa futbolunda uclu savunmanin tedavulden kalkmaya yuz tuttugu donemlerdi fakat bizim ligimizde hala yaygin olarak kullanilmaya devam ediyordu, bu yuzden Besiktas'in dortlu savunmaya donmesini olumlu karsilamistim. "Beşiktaş'ın gelecek vaat eden oyunu... Işık veren oyun anlayışı ve sisteminde ısrarı ifade ediyor..."
Bireysel savunma ve takim savunmasi. Bireysel kalitenin, ornegin hiz, hava toplarina hakimiyet, guc satin alinabilecegini ama takim savunmasi yaratmanin baska birsey oldugundan dem vurmusuz. "Bir takımın savunması kabaca iki parçadan oluşur:
1. Bireysel savunma
2. Takım savunması
Bireysel savunma o oyuncunun yeteneğiyle ilgilidir. İki örnek... İlki Terim döneminde bir GS- Milan maçı. Shevchenko sağdan Ahmet Yıldırım'ı hızıyla geçiyor ve yaptığı ön direk ortasına Weah golü atıyor. Diğeri Löw döneminde Erol'un atıldığı bir GS-FB maçı. İkinci yarıda baskılı oynayan bir Galatasaray ve Baliç ile oluşabilecek kontraatakları hızı sayesinde kesmede başarılı bir Fatih Akyel. Biri ağırlığın diğeri süratin örneği. Bunu elde etmek futbolcuyu transfer etmekle mümkün. Takım savunmasını elde etmek ise daha zor, zaman isteyen ve yıpratıcı bir iş fakat kazanınca kaybolması eğer takımın iskeleti toptan dağıtılmaz ise bir anda olmaz."
Acik alanda yakalanma. Bugun ozellikle savunmayi one cikarmaya calistigimiz dusunulunce bu ornek belki biraz daha anlamli olabilir. "Malatya-BJK maçı. Beşiktaş İlk golü attıktan kısa bir süre sonra golü yiyor. O golü betimleyelim. Malatyalı oyuncu orta saha civarlarında yüzü BJK kalesine dönük süratli bir şekilde geliyor. BJK savunması ise kalecinin tek ayak üzerinde yakalanması gibi arkasında geniş alanda, yüzü topla gelmekte olan Malatyalı oyuncuya karşılık durağan bir pozisyonda yakalanmış. İşte burada duralım ve biraz analiz yapalım. "Takım savunması" oturmuş bir ekibin bu tarz pozisyonlarla nadir karşılaşması gerekir. BJK ise sıklıkla yaşıyordu. Sebeplerine gelirsek,
1. Malatyalı oyuncu orta sahayı o kadar çabuk geçmemeliydi. Demek ki Malatya yarı sahasında "kademeli pres" yetersiz ya da kopuk.
2. Oyuncu presten kurtulabilir. Ama bu kadar boş kalmamalı, en azından o oyuncunun enerjisini azaltabilecek müdaheleler gerekirdi. Demek ki oyuncularin genel olarak yerleşimi de iyi değildi.
İş bu noktaya vardıktan sonra ne yapılabilire gelirsek,
1. Savunma arkasındaki oyuncuyu, yanılmıyorsam Mithat, ofsaytta bırakmaya çalışmak. Uyumlu bir savunmanın yapabileceği riskli bir iş, zaten İbrahim Üzülmez ofsaytı bozuyordu!
2. Müdahale etmek. Risklidir ve faul yapma şansınız oldukça yüksektir fakat bunu yapabilmek için dahi yine rakibe yakın olmanız gerekir yani yerleşim durumunuz önem kazanır.
3. Geriye çekilmek. Modern savunmalar tarafından sıklıkla başvurulan yöntemlerden biri. Müdahale fırsatını yardım gelene ve/veya rakip daha dar bir alana sıkıştırılana kadar ertelemek şeklinde tanımlayabiliriz. Öncesinde mümkünse tuzaklar kurularak veya kurulmayarak rakip tehlikeli bölgelerin dışına doğru sürülmeye çalışılır.
Özetle, iyi savunma yapabilmenin ana noktası, zaten ne zaman geriye çekileceğini ya da ne zaman müdahele edeceğini bilmek değil midir?"
Takimin capi/duzeyi ve kimyasi. "Bir takımın total çapını oyuncularının bireysel yeteneklerinin toplamı simgelerken, efektif çap takımın gücünü belirler ve hiçbir zaman total çapa istikrarlılık anlamında yaklaşamaz. Takım, efektif çapını genel karakteristiği anlamında totale ne kadar yaklaştırırsa o kadar kuvvetli olmaya haizdir. Buradan başka bir kavrama gelelim, takım kimyası. Zaman isteyen, birbirini tamamlayacak nitelikte oyuncuların yan yana sürekli oynatılmaları ile sağlanabilecek bir duruma işaret eder."
Tandem ve tandemin solu, Ahmet Yıldırım. "BJK 4'lü savunması ya da daha özel anlamda tandemi oyun anlayışı olarak biraz "yumuşak" kalıyor. Ahmet Yıldırım'ı ele alalım. Her ne kadar bazen kritik pas hataları yapsa da topu oyuna sokmada çok başarılı bir oyuncu, poziyon alma konusunda da fena görünmüyor fakat en büyük eksisi rakip forvetlerin enerjisini azaltabilecek bir sertlilik (kelimenin dar anlamında ifade edilen sertlilik değil) ya da mücadele gücü ihtiva etmiyor oluşu. Görüldüğü kadarıyla Ronaldo'da da aynı dertten muzdarip. "Pivot santraforlar" icin uygun bir ortam. Diğer taraftan çabukluğa, hıza bakarsak, yavaşlığı pırpır tabir edilen oyuncular karşında Ahmet Yıldırım'ın etkisiz kalması sonucunu / görüntüsünü doğurabilecek başka bir nokta. Bu nedenledir ki BJK takımı tandemin solunda oynayabilecek yıldırıcı, inatçı, sert olmayı oyun karakterinin bir parçası olarak içeren GS'li Bülent Korkmaz, Lazio'lu Fernando Couto benzeri bir oyuncuya ihtiyacı var."
Ibrahim Uzulmez'le ilgili elestiriler. Yanilmiyorsam ilk defa 4'lu savunmanin solunda oynatiliyordu. Bir bakalim neler demisiz. "Savunmada ikinci gedik sol kanat savunuculuğu. Beşiktaş'ın bu sene yediği gollerde önemli bir oranı teşkil ediyor. En yakın örnek FB maçı. FB'nin ataklarının önemli bir kısmı bu bölgeden geldi. Aslına bakarsak İbrahim disiplini, gelişmiş iş ahlakı ve çok koşması gibi özellikleri ile belki Atom Karınca Rıza'yı andırsa da "savunuculuk" noktasında yetersiz kalıyor. Biraz açalım. En etkin özelliklerinden biri topla rakip arasına girmesi. Geçen sene Şam. Ligi ilk grubunda en çok faul yapılan oyunculardan biri olması sanırım yeterli bir veridir. Ayrica çabuk, hızlı, manevra kabiliyeti yüksek bir oyuncu, fakat zaman zaman ileriye çok gereksiz çıkışlar yapıyor, sol kanat savunucusu adı üstünde asli görevi savunmak ondan sonra müsait olduğu vakit ileriye çıkış yapmak olmalı. Diğer dikkat çeken eksi yönü çabukluğuna rağmen arkasına adam kaçırması, iki sebepten kaynaklanıyor olabilir:
1. Doğru yerde durmamak / pozisyon almamak
2. Girdiği fiziksel güce dayalı ikili mücadelelerde zaman zaman yetersiz kalabilmesi. Belki de İbrahim'de savunma noksanlığı yaratan hücum bölgesine gereksiz yere yaptığı çıkışlar sonucu yaşadığı enerji kaybı." Ibrahim'de guc eksikligine dikkat cekmis olmamiz enteresan aslinda. Demek ki benzin cok oldugu icin harcamaktan cekinmiyordu ama bunun negatif etkisini pek dusunmemis olsa gerek.
Nihayetinde tandemin solu ve solbek pozisyonu icin transfer yapilmasi gerektigini ifade etmisim. Peki bugun neredeyiz? Hala ayni seyleri tartisiyoruz! Luce'nin uclu savunma denemesi sonrasinda; Gokhan Zan, Ibrahim Toraman, Cagdas Atan, Baki Mercimek denendi olmadi, Toraman ve Zan kaldilar, ustlerine Zapo ve Sivok transfer edildi, Zan gitti, Ferrari geldi, simdi de Ersan Adem Gulum, eskilerden sadece Toraman kalmis durumda ve hala stoper pozisyonunu tartisiyoruz. 6 yila yaklasan bir zaman diliminde dogru oyunculari bulamamis olmak gercekten ilginc. Bugun Toraman'in denendigi, basarisiz bulundugu bir surece yeniden donulmus durumda. Bu oyuncularin neden bu tarz bir oyunu oynayamadigi tamamen ayri bir yazi konusu. Uclu savunmadan dortlu savunmaya donus sonrasinda bu ulkenin butun takimlarinin en azindan bir tane yabanci savunma oyuncusunu istihdam ettigini goruyoruz, hatta Bank Asya birinci lig takimlarinin cogu da Afrika asilli stoperler kullanmayi tercih ediyorlar. Bu ulkenin bir gercegi! Adam adama savunma yapacak sekilde yetistirilmis oyuncular grubunun sonu gelmedikce bu ulkeden iyi bir savunma oyuncusunun cikacagini beklemek hayalcilik! Solbek pozisyonu icin de benzer bir yorum yapilabilir. 6 senedir hala Uzulmez oynuyor, hala ayni seyler. Bu sorunlari 6 senedir cozemedikten sonra ne soylenebilir ki!..
31.12.2001
Bora Şahin
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder