22 Kasım 2010 Pazartesi

Hakan Şükür Hadisesine Teknik Bakış

Hakan Şükür Türk futbolunda 90'ların ve onun temsil ettiği oyun anlayışının simgesi, fakat nedense bir türlü yurtdışında beklentileri karşılayamıyor.

Forvet hattında oynayanlar için ne tip (santrafor, klasik golcü, ... vs.) bir oyuncu olurlarsa olsunlar şu bir gerçek: Her forvetin iyi yaptığı bir vuruş şekli var. Zaten golcülük iyi vuruş yapma ile gelen pozisyonun diyalektiğinde, pozisyonu mümkün olduğu kadar iyi vuruş yapılacak hale getirmek değil mi? Konuya genel karakteristik anlamında yaklaşıldığını vurgulayalım. Bir örnek üzerinden açıklamak gerekirse, mesela Jimmy Floyd Hasselbaink'i nasıl bilirsiniz diye bir soru soralım! Attığı goller arasında bir yüzde hesabı yaptığımızda kuvvetli sağ ayağıyla attığı şutların en büyük paydayı işgal ettiğini görürüz. Pozisyonlar değişir ama anafikir değişmez, yoksa pek tabii ki Hasselbaink daha farklı türlerde goller atmıştır. Bir başka özellik de kararlılık. Bir forvet'in yapması gereken, pozisyonu kendi vuruş şekli için en uygun hale getiren opsiyonu seçtikten sonra, 'kararlılıkla' bitirmek.

Günümüz futbolunda en iyi forvetlere baktığımızda şu gerçekle karşılaşırız: Hemen hepsi menzili değişmekle birlikte çok iyi şut atıyor. Rivaldo, Shevchenko, Nistelrooy, Trezeguet, Vieri, ...; çünkü günün şartları bunu dayatıyor, artık alan o kadar daralmış durumda ki gol atmanın en önemli yolu 'iyi şut atmaktan geçiyor'. Forvete yakın oynayıpta iyi şut atamayan hiçbir oyuncunun çok üstün değişik meziyetleri yoksa işleri zor. Şut atma tekniğinin öneminin sadece forvet pozisyonu ile sınırlı kalmadığını göstermek için kanat bölgesine bakalım ve Denilson (Brezilya) ile Luis Figo'yu karşılaştıralım. Denilson Figo'dan teke tekte daha başarılı, sanki topla dans ediyor gibi ama gel gör ki topu kullanmada Figo çok daha önde. Sebebiyse iyi şut atma tekniğine sahip olması; çünkü savunmaları çözen hızlı ortalar böyle bir beceriye sahip olunmasını zorunlu kılıyor. Nihat Kahveci'yi değerli yapan da buydu.

Hakan'ın en iyi gol vuruş biçimi kafayla yaptıkları. Bunun yanı sıra, genel şut beceresiyle bir karşılaştırma yaptığımızda sol çaprazdan sol ayağıyla da görece net ve temiz vuruşlar yapabilmekte. Örnek olarak Torino’da iken (1995) bir hazırlık maçında attığı gol, 96 Avrupa Şam. elemelerinde deplasmanda İsviçre'ye attığı gol ve daha önemlisi Türkiye Liginde bu şekilde attığı goller verilebilir. Bunların dışında, belki genel Hakan Şükür karakteristiği denebilir ama Hakan'ın karakteristik bir gol vuruşundan bahsetmek pek de mümkün değil; yani 'iyi bir şut atma tekniğine' sahip değil! Global düzeyde yeterli olmayan iki vasıftan biri ama en önemlisi. Diğeri teke tekteki başarısızlığı, tali öneme sahip, zaten bir oyuncudan herşeyi yapmasını beklemek insafsızlık ve aynı zamanda imkansızlık.

Hakan'ın İtalya'da başarılı olamamasında (Torino, Inter) pek çok etken var. Kişisel olarak teknik anlamda en önemli sebebin şut becerisinin yetersizliği olduğunu düşünüyorum. İtalya Ligi çok zor bir lig. Goller kısıtlı, kalenin ağzına kadar gelinip atılan goller az, duran toplar, orta ve uzak mesafe şutlar önemli. Bir parantez açarsak, Hakan'ın Arif Erdem dışında bir partnerle uzun süreli anlaştığını şimdiye kadar göremedik, forveti paylaşmak konusunda sıkıntılar yaşaması düşündürücüdür. Ayrıca Inter'de defansın arkasına atılan derin toplarla sürekli olarak Vieri'nin pozisyona sokulmaya çalışılması, Hakan'ın üzerinden oynanan taktik varyasyonların azalmasına, şut becerisinin noksanlığı ile birleşince de skor sıkıntısına girmesinde önemli rol oynamıştır. Eğer Parma'da en önemli hücum gücü olarak düşünülürse ya da kendini öyle hissederse daha başarılı olacağını düşünmekteyim. Örneğin yeni takımında attığı ilk golü Inter'de atabilir miydi? Orada Hakan mı olurdu yoksa bir başkası mı?

80'li yılların yarısından başlamak üzere Alman Ligi ve sonrasında diğer Avrupa liglerinin maç özetlerini seyrettiğimde gördüğüm hep şuydu: Uzaktan atılan goller çok fazlaydı, çünkü çok iyi şut çekiliyor ve sürekli deneniyordu; buna mukabil Türkiye'de ise kalenin ağzına gelinmedikçe  oyuncular gol vuruşu yapmayı düşünmüyorlardı. Son yıllarda artık hiçbir takım rakibini kendi ceza sahasına elini kolunu sallayarak buyrun etmiyor, bu yüzden ayakla atılan goller şut ağırlıklı. Hakan Şükür'ün bu konuda yaşadığı sıkıntı İtalya macerasının başarısız olmasını açıklayan teknik sebeplerin başında geliyor.

Orjinal versiyonu Radikal Futbol ekinin "Arada Bir" köşesinde yayınlandı.

09.02.2002
Bora Şahin

Hakan Sukur Avrupa kariyerini kayda deger bir basari olmadan tamamladi. Nihat Kahveci ise, oyunun sadece bazi alanlarinda tehditkar olmasina kanarak iskaladigimiz futbol zekasi, fakat yakaladigimiz sut atma becerisinin kombinasyonu sayesinde Ispanya'da ciddi bir kariyer yapmayi basardi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder